• Yaşam

    Asr’ı Saadet Yalanı

    Denir ki; “Cehalet devri karanlığının hâkim olduğu bir asırda İslamiyet güneşi doğmuş ve Asr-ı Cehalet yerini Asr-ı Saadete bırakmıştır.” Her bahsi geçtiğinde Asr-ı Saadet’in insanlığın en güzel zaman dilimi olduğu vurgulanır. Asr-ı Saadet’ten kastedilen genellikle Peygamber’in hayatta olduğu ve 632’de vefatıyla sona eren dönem olmakla birlikte; kimi zaman dört halifeyi kapsayan dönem anlamına da gelmektedir. Mutluluk Devri anlamına gelen bu dönemde tam bir birlik ve beraberlik, uyum, dayanışma ve yardımlaşma, kaynaşma ve aktivitenin hakim olduğu; cemiyetin her köşesinde huzur, güven, emniyet, asayiş, intizam ve istikrar olduğu iddia edilir. “Bundan dolayı Müslümanlar, bu dönemi en ideal zaman olarak kabul ederek, özlem duyup saygıyla anmaktadırlar.” şeklinde zorlama bir düşünce kabul ettirilmeye çalışılarak…

  • Yaşam

    Yürü be müslüman, kim tutar seni

      Yine yeni bir yıl daha yaklaşıyor. Rakamsal olarak 2015. yılı tamamlayıp 2016. yıla giriyoruz. 2016’ya yaklaştıkça yine ama yeni olmayan yılbaşı tartışmaları patlak vermeye, sosyal medyada bol bol paylaşımlar yapılmaya, yazılı ve görsel medyada taraflar birbiriyle atışmaya çoktan başladılar. Neymiş efendim; “Yılbaşı adı altında Hristiyanlaşmak istemiyoruz”. Neymiş efendim; “Yeni yılı kutluyoruz, Hristiyanlıkla ne alakası var?” Hepimizin de bildiği gibi küresel anlamda “yılbaşı” dediğimiz tarih miladi takvime göre belirlenen ve rakamsal olarak yeni bir yıla başlandığı gündür. Miladi takvim ise 16. Yüzyılda Papa 13. Gregory tarafından yaptırılan ve 365 gün 6 saatlik zamanı 1 yıl olarak kabul eden takvimdir. Bu takvim ise günümüzde en yaygın olarak kullanılan ve yılda 10,8…

  • Yaşam

    T/adını çıkaralım bayramın…

    Aklımız ve vicdanımız toptan bir uykudayken Bir yerlerde savaş zulüm katliam göç varken Bir yerlerde mülteciler hayata tutunmaya çalışırken Hala birilerinin inancına rengine diline dil uzatılırken Emek iliklerine kadar sömürülmeye devam ederken Yer altında kalan 301 madenciyi çoktan unutmuşken

  • Yaşam

    Sanal dindarlar

    Sosyal medya birçoğumuz için hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Hepimizin bildiği başlıca sosyal medya sitelerinden Facebook’ta hesabı olmayan kimse yok gibi. Kişilerin adeta sanal ortamdaki kimliği haline geldi desek yanlış olmaz. Bunun yanında Twitter, Instagram gibi sosyal medya araçlarının kullanıcısı hiç de azımsanacak boyutta değil. Elbette teknolojiyi kullanmak, nimetlerinden faydalanmak doğal ve gerekli olanı. Ancak ne yönde kullanacağımız, hangi amaca hizmet edeceğimiz ise bizim tercihimiz. Acı olan gerçek şu ki; bilip bilmeden rastgele yapılan paylaşımlar düşünceyi değersizleştirdiği gibi, gelişigüzel yapılan dini paylaşımlar ise maneviyatımızı değersizleştiriyor. Uzun uzadıya yok sosyal medya şöyle, yok hayatımıza etkileri böyle, bik bik bik filan diyecek değilim. Lafım gerçekten inanan ve inandığını paylaşanlara değil. Ancak…