• Yaşam

    Sanat ve Ahlak

    Toplumlar baş döndürücü bir hızla değişime uğrarken, yeni yetişen jenerasyonların da geleneksel anlamdaki etik değerlere meydan okumasıyla, her alanda olduğu gibi sanatta ve özelde ise tiyatroda birçok değişim yaşanıyor. Bir yandan kadın hakları, cinsel devrim, lgbt hareketleri gibi gelişmeler/değişmeler yaşanırken diğer yandan saygı, sevgi, hoşgörü, tevazu ve meslek etiği gibi değerler hızla yozlaşıyor. Elbette değişmeyen tek şey değişimin ta kendisidir ve kaçınılmazdır. Bununla birlikte sanat icra eden kimselerin, yaptığı işin bir felsefik temelinin olması ve toplumsal sorumluluk duygusu taşıması gerektiği inancındayım. Mustafa Kemal Atatürk, Bursa’da temsil veren tiyatro sanatçılarına hitaben; “Sizleri çok takdir ederim. Devrimimizde sizin de önemli hizmetleriniz vardır. Sanatınızı meslek edinerek engelleri yenmeye kararlı olmanızı, arkadaşlarınızla samimî olarak…

  • Yaşam

    Bize katlanmak gerçekten çok zor…

    Suriyeliler gitsin çünkü bize katlanmak gerçekten çok zor… Bu sabah haber sitelerine göz attığımda insanlık adına yine utanç verici bir haberle karşılaştım. 9 aylık hamile bir kadın beraberinde 10 aylık çocuğu ile evinden kaçırılarak tecavüz ediliyor ve ardından kadının başı taşla ezilerek, çocuk ise boğularak öldürülüyor. Haber aşağıdaki gibi: *** “TECAVÜZ EDİP, ÇOCUĞUYLA BİRLİKTE ÖLDÜRDÜLER Sakarya’da Suriyeli 9 aylık hamile kadın, 10 aylık çocuğu ile kaçırıldı. Ormana götürülen genç kadın tecavüze uğradıktan sonra oğlu ile birlikte başları taşla ezilerek öldürüldü. Olay, Sakarya’nın Kaynarca Birlik Mahallesi’nde ormanlık alanda meydana geldi. Köylüler, ormanlık alanda öldürülmüş bir kadın ile çocuğun cesetlerini görünce jandarmaya haber verdi. Olay yerine jandarma ve polis ekipleri gelirken, öldürülen…

  • Yaşam

    Cinsel şiddete, taciz ve tecavüzlere artık bir dur denmeli!

    Dün (25 Mayıs 2016) bir yolcu otobüsünde yaşanan yeni bir cinsel saldırı rezaleti daha ülke gündemine oturdu. Yaşanan rezalet normal bir bireyin hayal gücü sınırlarını zorlayan, bu kadarı da olmaz dedirten boyutta. Mağdur kadının arkadaşı tarafından sosyal medyada duyurulan hadiseyle ilgili kişiye ulaşarak yaşananların teyidini aldım ve onayını alarak yayımladım. Rezalet o kadar akıl almaz boyuttaydı ki, okuyanlardan gerçek olamayacağı ve yazılanların uydurma olması ihtimalinin çok yüksek olduğu yönünde iyi niyetli uyarı mesajları dahi aldım. Ancak otobüs firmasının yönetim kurulu başkanının yaptığı açıklamayla toplumu derinden sarsan hadisenin gerçekliği anlaşıldı. Bir otobüs muavininin mastürbasyon yaparak uyumakta olan kadın yolcunun yüzüne spermlerini bulaştırması haklı olarak toplumda geniş yankı yaptı ve tepki çekti.…

  • Yaşam

    Melek sanılan şişme kadın

      Dün (02 Mayıs) Hürriyet Gazetesi’nin internet sitesinde “Şişme kadını melek sandılar” başlığıyla bir haber yer aldı. Haber metni aynen şöyle: Şişme kadını melek sandılar Endonezya’nın adalarından birinde kıyıya vuran şişme kadını, ‘cennetten düşmüş melek’ sanan köylüler, kıyafet giydirdiler. Ancak olay araştırılınca şişme kadın olduğu ortaya çıktı. Güneydoğu Asya ülkesi Endonezya’nın adalarından birinde balıkçılık yapan 21 yaşındaki Pardin, kıyıya vurmuş ve kadın bedenine benzeyen bir cisim gördü. Bunun ‘cennetten düşmüş bir melek’ olduğunu düşünen Pardin, şişme bebeği’ köyüne götürdü. Olay yerel medyada ‘melek çocuk üzerinde sadece beyaz bir bez parçasıyla yüzükoyun şekilde ağlarken bulundu’ ifadeleriyle haberleştirildi. İngiliz Independent gazetesinin haberine göre; saygılarını göstermek isteyen Endonezyalı köylüler, bebeği giydirdiler, her gün…

  • Yaşam

    Boşandığı eşiyle yaşayanlara SGK’dan baskın

    Dün Milliyet’te 22 bin çiftin yetim maaşı alabilmek için anlaşmalı boşandığı ile ilgili bir haber çıktı. Haberde SGK’nın yaptığı ani denetimlerle resmi olarak boşanan çiftlerin aynı evde yaşamaya devam ettiğini ortaya çıkardığı belirtiliyor. Yine buna benzer bir haber aynı gazetede daha önce de yer almıştı. “Boşanan 8 bin çift aynı evde çıktı!” başlığıyla verilen haberde SGK’nın anlaşmalı boşanan çiftleri aynı evde “bastığı” bilgisi yer alıyordu. Her iki haberin de hem kaynak bakımından hem de merak edip okumak isteyenler için linkini vereyim: Boşanan 8 bin çift aynı evde çıktı! 01.09.2010 milliyet.com.tr 22 bin çift, yetim maaşı almak için anlaşmalı boşanmış 18.01.2016 milliyet.com.tr Görülüyor ki aradan geçen 5 yıl içerisinde bu rakam…

  • Yaşam

    Tacizci bebekten kurtulduk!

    Henüz üç yaşındaydı. Ama katli vacipti. Niye? Çünkü tacizciydi. Ne dediniz; üç yaşında nasıl mı tacizci olabilir? Canım, değilse de olacaktı nasıl olsa. Efendim? Ne dediniz; Nerden mi biliyorum? Buyrun o halde açıklayayım… Suriye’de çatışmalar başlayana kadar Şam’da yaşayan tacizcinin ailesi, çatışmalar şiddetlenince ülkenin kuzeyindeki Kobani şehrine 25 km mesafedeki Beğdik Köyü’ne yerleşir. Ancak bu sefer de Kobani çatışmaların merkezi haline gelince oradan da göç etmek zorunda kalırlar. Sırf milliyetinden dolayı yıllarca kimlik verilmeden yaşayan ve yurtsuz olarak nitelendirilen tacizcinin ailesi, Kobani’de rahat taciz ortamı bulamayınca savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınır. Türkiye kapılarını açmıştır ancak misafir statüsü verildiğinden bu ülkede de rahat taciz faaliyetinde bulunamayacaklarını anlayınca yine yollara düşmek zorunda kalırlar.…

  • Yaşam

    Asr’ı Saadet Yalanı

    Denir ki; “Cehalet devri karanlığının hâkim olduğu bir asırda İslamiyet güneşi doğmuş ve Asr-ı Cehalet yerini Asr-ı Saadete bırakmıştır.” Her bahsi geçtiğinde Asr-ı Saadet’in insanlığın en güzel zaman dilimi olduğu vurgulanır. Asr-ı Saadet’ten kastedilen genellikle Peygamber’in hayatta olduğu ve 632’de vefatıyla sona eren dönem olmakla birlikte; kimi zaman dört halifeyi kapsayan dönem anlamına da gelmektedir. Mutluluk Devri anlamına gelen bu dönemde tam bir birlik ve beraberlik, uyum, dayanışma ve yardımlaşma, kaynaşma ve aktivitenin hakim olduğu; cemiyetin her köşesinde huzur, güven, emniyet, asayiş, intizam ve istikrar olduğu iddia edilir. “Bundan dolayı Müslümanlar, bu dönemi en ideal zaman olarak kabul ederek, özlem duyup saygıyla anmaktadırlar.” şeklinde zorlama bir düşünce kabul ettirilmeye çalışılarak…

  • Yaşam

    Yürü be müslüman, kim tutar seni

      Yine yeni bir yıl daha yaklaşıyor. Rakamsal olarak 2015. yılı tamamlayıp 2016. yıla giriyoruz. 2016’ya yaklaştıkça yine ama yeni olmayan yılbaşı tartışmaları patlak vermeye, sosyal medyada bol bol paylaşımlar yapılmaya, yazılı ve görsel medyada taraflar birbiriyle atışmaya çoktan başladılar. Neymiş efendim; “Yılbaşı adı altında Hristiyanlaşmak istemiyoruz”. Neymiş efendim; “Yeni yılı kutluyoruz, Hristiyanlıkla ne alakası var?” Hepimizin de bildiği gibi küresel anlamda “yılbaşı” dediğimiz tarih miladi takvime göre belirlenen ve rakamsal olarak yeni bir yıla başlandığı gündür. Miladi takvim ise 16. Yüzyılda Papa 13. Gregory tarafından yaptırılan ve 365 gün 6 saatlik zamanı 1 yıl olarak kabul eden takvimdir. Bu takvim ise günümüzde en yaygın olarak kullanılan ve yılda 10,8…

  • Yaşam

    Teröristlerin itfaiye erlerine ateş açması

    Dün (23 Aralık) Anadolu Ajansı’nın verdiği bir habere göre; tek amacı, ateşe verilmiş bir okuldaki yangını söndürmek olan itfaiye erlerine terör örgütü yandaşları tarafından ateş açılmış. İlgili haber: Terör örgütü üyeleri itfaiye erlerine ateş açtı: 4 yaralı Çok samimice soruyorum: Olan biten her şeyin “barış” adına yapıldığını iddia edenler bunu açıklayabilir mi? Barış isteyen insan yangını söndürmeye çalışan itfaiye erini öldürmeye çalışarak ne tür bir barışın temellerini atmaya çalışıyor olabilir? Bu ne ilk ne de son. Bunun gibi akla sığmayan anlamsız yüzlerce binlerce hadise. Çocukların eline taş, molotof verip güvenlik güçlerine saldırtmak mı dersin; otobüsleri, arabaları, dükkanları, durakları hatta camiyi ateşe vermek mi dersin; anaokuluna bomba yerleştirmek mi dersin; hizmet…

  • Yaşam

    Taksicisinin teröristini dolandırdığı ülke

    Bilin bakalım hangi ülke… Geçtiğimiz Ekim ayında Ankara’daki Barış Mitingi’nde 102 kişinin katledildiği eylem hepinizin malumunuz. DİSK, KESK, TMMOB, TTB gibi sendika ve meslek örgütleri tarafından çağrısı yapılan mitingin yapılacağı tren garı kavşağında iki ayrı patlama meydana gelmiş ve ortalık adeta can pazarına dönmüştü. Sonradan yapılan incelemeler neticesinde iki canlı bombanın kendisini patlattığı ve yüzü aşkın kişinin hayatını kaybettiği, yüzlerce kişinin de yaralandığı belirtildi. Eylemin ardından birbirini suçlayan siyasi gruplar, teröre lanet okuyanlar, birlik beraberlik çağrısı yapanlar… Nihayetinde Cumhuriyet tarihinin en büyük terör saldırılarından biri olarak tarihe geçti. Bu hatırlatmaları yaptıktan sonra patlama üzerine konuşulacak çok şey olmasına rağmen yazımın konusu bu olmadığından daha fazla uzatmadan esas meseleye geçmek istiyorum.…