12 Şub, 2016

“Ziyaretçi” Afyonkarahisar’da sahnelendi

ziyaretci-tiyatro

Hayatta başımıza ne zaman ne geleceğini asla bilemeyiz. Her şeye rağmen seçimler hep bize aittir. Karar verip seçtiğimiz şey hayatımız olur, seçmediğimiz ise bilinmezimiz. Bir anne çocuğu için neleri göze alabilir? Peki ya bir kadın kocası için? Hasta bir adam, eşi ve annesi… Ölüm ile yaşam arasındaki ince çizgi… ve aniden hayatlarına giren bir “Ziyaretçi!”

Trabzon Devlet Tiyatrosu’nun yeni sezon oyunu Ziyaretçi, turne kapsamında Afyonkarahisar’da izleyicisiyle buluştu. Tuncer Cücenoğlu’nun yazdığı ve yönetmenliğini Uğur Keleş’in yaptığı oyunda Trabzon Devlet Tiyatrosu oyuncularından Yavuz Topçuoğlu, Banu Manioğlu, Duygu Dokgöz ve Ahmet Uzuner rol alıyor. Afyon’dan sonra Uşak’a yola çıkan ekip daha sonra Sakarya ve Zonguldak’ta da sahne alacak.

1 perdelik ve 75 dakika süren oyun fantastik bir kara komedi. Konu olarak, hasta bir adamın başında bekleyen karısının ve annesinin hem birbirleriyle hem de ziyaretçiyle olan mücadelesi gösterilirken, sevdiklerimizi kaybetmemek için her ne pahasına olursa olsun emek vermek gerektiği anlatılıyor. Oyunun yönetmeni Uğur Keleş, ölümün ve sevginin bir araya gelişini ve galip olan tarafın sevgi olduğunu fantastik bir şekilde gözler önüne sermeye çalışmış.

Oyunun özetinden bahsedecek olursam; pıhtı atması sonucu yaşamsal fonksiyonlarını kaybetmek üzere olan kocasının başında bekleyen karısı, bir yandan bu durumla baş etmeye çalışır ve gelecekle ilgili kaygılarıyla boğuşurken, bir yandan da gelen bir ziyaretçi tarafından kafası daha da çok karıştırılmıştır. Kadın hastanın annesiyle iyi geçinememektedir ve anne de hasta oğlunun yanına gelmiştir. Aynı ziyaretçi hastanın annesini de ziyaret eder. Ziyaretçinin asıl amacı nedir ve amacına ulaşabilecek midir? Ölüm ile yaşam arasında ince bir çizginin olduğu anda bile sevginin her şeyden yüce bir duygu olduğu ve vazgeçilmediği takdirde başarılı olunacağı gösteriliyor.

Azrail’li bir konu gerçek olamayacağına göre izleyicinin oyuna motivasyonu zor olması gerekirken, oyun izleyiciyi başarılı bir şekilde içine çekiyor. Ne yalan söylemeliyim ilk dakikalarda ben de konsantre olamamışken bir süre sonra kendimi hikayeye kaptırdım. Çünkü hikaye gerçek dışı ama olan biten ne masal, ne rüya ne de hayal, hiçbiri değil. İçinde Azrail’in yer aldığı hikaye gerçek zamanda, gerçek bir mekanda, bir hastane odasında geçiyor. Örneğin rüya olsa her şey daha kolay belki ama bunun gerçekliğini absürd yanını düşünmeksizin izleyiciye kabullendirebilmek hakikaten kolay iş değil. Bu nedenle yönetmeni ve oyuncuları özellikle de Ziyaretçi (Azrail) karakterini oynayan Yavuz Topçuoğlu’nu gerçekten çok tebrik ediyorum.

Ziyaretçinin hastanın karısına kendisini tanıtmak istediği zaman çok uzun tutulmuş. Hatta o derece uzun ki, hikayenin amacından saptığını düşündürtecek derecede. Çünkü edindiğim izlenim neredeyse ziyaretçi ile kadının flört etmeye başlayacağı idi. Ancak bu da oyunun metniyle alakalı bir durum sanırım. Yönetmen bu kısımları seyirciyi sıkmadan bir şekilde atlatmayı başarmış.

Oyunun ışık tasarımını çok başarılı bulduğumu söylemeliyim. Işık, gölge ve efektlerle oyun çok güzel desteklenmişti. Ziyaretçinin kostümü de gerçekten çok başarılıydı. Sinevizyon görüntüleri belki daha çarpıcı olabilirdi. Hazırlanan müzikler de gayet etkili ve güzeldi.

Oyunda emeği geçen herkesi tekrar tebrik ediyor ve bizlere ulaşmasına vesile olanlara çok teşekkür ediyorum. Dilerim imkanları kısıtlı şehrimize daha fazla kültürel ve sanatsal etkinlikler gelir ve bizler de faydalanabiliriz.

Ayrıca not: Oyun çıkışında tanışma imkanı bulduğumuz yönetmen ve oyuncular bütün yorgunluklarına rağmen gayet güler yüzlü ve sıcakkanlıydılar. Sonradan internet üzerinden görüştüğüm Yönetmen Uğur Keleş’in inanılmaz mütevazı bir insan olduğunu da eklemeliyim. Kendisine ve emek verenlere bol alkışlı sahneler diliyorum.

You may also like...

Bir Cevap Yazın