28 Ara, 2015

Yürü be müslüman, kim tutar seni

yilbasina-hayir

Yine yeni bir yıl daha yaklaşıyor. Rakamsal olarak 2015. yılı tamamlayıp 2016. yıla giriyoruz. 2016’ya yaklaştıkça yine ama yeni olmayan yılbaşı tartışmaları patlak vermeye, sosyal medyada bol bol paylaşımlar yapılmaya, yazılı ve görsel medyada taraflar birbiriyle atışmaya çoktan başladılar.

Neymiş efendim; “Yılbaşı adı altında Hristiyanlaşmak istemiyoruz”.

Neymiş efendim; “Yeni yılı kutluyoruz, Hristiyanlıkla ne alakası var?”

Hepimizin de bildiği gibi küresel anlamda “yılbaşı” dediğimiz tarih miladi takvime göre belirlenen ve rakamsal olarak yeni bir yıla başlandığı gündür. Miladi takvim ise 16. Yüzyılda Papa 13. Gregory tarafından yaptırılan ve 365 gün 6 saatlik zamanı 1 yıl olarak kabul eden takvimdir. Bu takvim ise günümüzde en yaygın olarak kullanılan ve yılda 10,8 saniye hata oranıyla en hassas ve en güvenilir takvim olarak kabul edilmektedir. Milat kabul edilen tarih ise Hz.İsa’nın doğumu ile başladığından dini bağlamda bizimle hiçbir alakası olmayan, Hristiyanların ise Noel olarak adlandırdıkları kutlamadır. Kaldı ki Hz.İsa’nın doğumu olarak kabul edilen tarihin hiçbir doğruluğu olmadığı gibi oldukça şaibelidir ve Hristiyan kaynaklar da bunu kabul etmektedir.

Kimileri bilinçli olarak, kimileri ise sığ bir zihniyetle bu kutlamaya karşı çıkıyor; diğer yandan da kimileri bilinçli ve yine kimileri sığ bir zihniyetle bu kutlamayı savunuyor. Benim her iki taraftan da bilinçli olarak savunan ve karşı çıkan kimselere diyecek herhangi bir sözüm yok. Onlar savundukları veya karşı çıktıkları düşüncenin içini doldurabiliyor ve yaşamlarında tutarlı davranabiliyorlar. Gel gelelim sığ zihniyetle görüş ortaya koymaya çalışan ve yaptıklarıyla komik olmaktan öteye gidemeyen ve ne üzücüdür ki halkın büyük bir bölümünü oluşturan kitleye…

İster hak verin ister vermeyin. Bana göre bu öncelikle faşizan bir tutumdur. Nedenine gelince; kimse kimseyi neyi kutlaması veya neyi kutlamaması gerektiği yönünde zorlayamaz. Her şeyden önce demokrasinin bir gereğidir bu. İnancını referans alan bir kişinin bir başkasının veya bir başkasının inancını referans alan bir kişinin neyi nasıl yapması gerektiğini belirlemeye ne hakkı vardır? Bir başkasının hakkını hukukunu yemedikçe herkes kendi inancında, ideolojisinde kendi hür iradesiyle karar sahibidir. Herkes kendi doğrusunu birbirine dayatsa, istemediğin şeyi yapmak zorunda bırakılsan kabul eder misin; hayır.

“Miladi takvim bize ait değildir ve yılbaşı Hristiyan bayramıdır, kutlamayın” diyenler:

Doğum gününü kutluyor musun; kutluyorsun. Hicri takvime göre mi; hayır.

Kutlu Doğum Haftası adı altında Hz. Muhammed’in doğumunu sabitledin mi; evet. Hicri takvime göre mi; hayır.

İslam ile ilgili söz hakkını diyalogculara verdin mi; evet. Şimdi ne oldu; istemezük, düşman.

Batı dedin, Hristiyan dedin, Arap Emirliği en görkemli kutlamayı yaptı. Coğrafyasını veya inancını yazmama gerek var mı; hayır.

Kurban Bayramı’nda kan dökülüyor, hayvan cinayeti işleniyor diyenlerin inancına karışması, sana müdahale edilmesi hoşuna gidiyor mu; hayır.

Peki ya Ramazan’da davul sesi duymak istemiyorum diyen kitleye ne cevap verebileceksin?

Onlar gibi yapan onlar gibi olur dersin; binme o uçağa, in o arabadan, bırak o telefonu, takma o saati, çıkar at o kalp pilini, kullanma o elektriği, ampulü, interneti, bilgisayarı, yazıcıyı, cihat etmeye kalktığın silah bile o elin gavurunun icadı, kullanma.

Gerçi Hristiyan icadı diyerek matbaanın bile ülkeye girmesi engellendi yüzyıllarca.

Aklıma Filistinli Dr.Adnan İbrahim!in bir konuşması geldi. Bkz: Bu nasıl bir din kardeşim!

“Ben Noel kutlamıyorum yılbaşı kutluyorum” diyenler:

Noel Baba, çam ağacı, geyikler, hindi yemeği bunları kutlamanın bir parçası yaptın mı; evet. Senin kutladığın yılbaşı ile bunların bir alakası var mı; hayır.

Yılbaşı adı altında kutladığın şey farkında olmadan Noel mi; evet. Hz.Muhammed’in doğumunun kutlandığı Mevlid Kandili’nin tarihini biliyor musun; hayır.

Kullandığın takvimin rakamsal olarak sene devretmesi Hristiyanlık, Peygamberin doğum gününü aynı takvime göre sabitlemeye kalkmak Müslümanlık. Neymiş efendim; kafa karışıyormuş. Yüzyıllardır Ramazan’da şeker yemeye, Kurban’da et yemeye gelince karışmıyor da, Peygambere gelince mi kafan karışıyor Müslüman? (Neden şeker ve et diye bahsettiğimi anlayan anlamıştır zaten de anlamayanlar için yazayım yine de. Bu tür insanlar için dini ve milli hassasiyetlerimizin içi boşalmış olup her şeyi şekilcilikten ibaret olarak icra ederler de ondan.)

İnsanların büyük bölümü dini anlamından bağımsız iyi niyetli olarak yılbaşını Noel amacıyla değil, yeni bir yılın başlangıcı olarak kutluyorlar. Kaldı ki Noel dediğimiz Hristiyan bayramı 24 Aralık gecesi kutlanır. Hiçbir müslüman da 24 Aralık gecesi Noel kutlaması yapmaz. Amacının ne olduğu buradan da apaçık bellidir. O yüzden de yılbaşı kutlayanları Hristiyanlıkla suçlamak yersizdir. Ancak kutlayanların da Noel’e özgü adetleri yılbaşında gerçekleştirmesi cahillikten ve farkında olmadan Hristiyan kültürünü içselleştirmesinden başka şey değildir. Hatta daha derine inersek yılbaşı dediğimiz gelenek Hristiyanlıktan daha da önce bildiğin putperest geleneğidir. Ancak nasıl ki Anadolu kültürü birçok kültürden harmanlanmıştır; bu da putperestlikten Hristiyan kültürüne girmiştir. Ayrıca koyu Hristiyanlar sandığınızın aksine bu tip kutlamalara sıcak bakmazlar. Hatta bu da benden size bonus olsun: Yılbaşı kutlamak bütün bunların hepsinden başka Türklerin çok eski bir geleneğidir. Türklerin tarihinde Nardugan diye bir bayram vardır ve gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamasıyla başlayan yeni yıl için kutlamalar yapılır.

En nihayetinde bir başkasına dayatma yapmadıkça kim neye inanıyorsa ona göre yaşar. Bu her bireyin en doğal hakkıdır. Bir kimsenin bir başkasının inancı, ideolojisi üzerinde tahakkümü söz konusu olamaz. Müslümanın da, Hristiyanın da, Ateistin de inançlarını rahat yaşayabilmesinin en temel gerekliliğidir bu.

Dipnot bonusu: Sen güçlü olursan güçsüzler sana benzemeye başlar. Güçsüz olursan da sen güçlüleri taklit eder, onlara benzemeye başlarsın.

En dipnot bonusu: Yazıya eklediğim görselde dahi derdini şiddetle anlatma yoluna gidildiği gözlerden kaçmamıştır sanırım.

You may also like...

Bir Cevap Yazın