15 Oca, 2016

Tacizci bebekten kurtulduk!

charlie-hebdo-aylan-bebek-karikaturu

Henüz üç yaşındaydı. Ama katli vacipti. Niye? Çünkü tacizciydi. Ne dediniz; üç yaşında nasıl mı tacizci olabilir? Canım, değilse de olacaktı nasıl olsa. Efendim? Ne dediniz; Nerden mi biliyorum? Buyrun o halde açıklayayım…

Suriye’de çatışmalar başlayana kadar Şam’da yaşayan tacizcinin ailesi, çatışmalar şiddetlenince ülkenin kuzeyindeki Kobani şehrine 25 km mesafedeki Beğdik Köyü’ne yerleşir. Ancak bu sefer de Kobani çatışmaların merkezi haline gelince oradan da göç etmek zorunda kalırlar. Sırf milliyetinden dolayı yıllarca kimlik verilmeden yaşayan ve yurtsuz olarak nitelendirilen tacizcinin ailesi, Kobani’de rahat taciz ortamı bulamayınca savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınır. Türkiye kapılarını açmıştır ancak misafir statüsü verildiğinden bu ülkede de rahat taciz faaliyetinde bulunamayacaklarını anlayınca yine yollara düşmek zorunda kalırlar. Üç yaşındaki tacizci ve yine tacizci olma ihtimali yüksek olan beş yaşındaki kardeşi, anne ve babasıyla birlikte lastik bir botla Yunanistan üzerinden güvenli taciz bölgelerine ulaşmaya karar verirler. Taciz bölgesi bulmak üzere çıktıkları yolda aksilik olur ve yüksek dalgalar bindikleri botu taciz eder. Kaptan dürüst, temiz ve tacizden hoşlanan biri olmadığından dalgaların bu tacizine botu terk ederek karşılık verir. Sonrası malum, temiz dünya bu tacizciden de, kardeşinden de, annesinden de kurtulur. Tacizcinin bedeni kıyıya vurur ve yüksek medeniyet sahibi kültürlerin duyarlı bir yayın organı olayı karikatür yapar: “BÜYÜDÜĞÜNDE NE OLURDU? ALMANYA’DA TACİZCİ!”

İsmi cismi nedir bu yayın organının hemen diyeyim: Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo. Bahsettiğim karikatür ise tahmin ettiğiniz üzere yazıma iliştirdiğim görselin ta kendisi. Charlie Hebdo’nun göçmenlere karşı çıkan aşırı sağcıları eleştiren bir duruşu olduğunu da göz önünde bulundurarak iyi niyetli yorumlamaya çalışıyorum. Gönderme yapılan görüş muhtemelen derginin görüşü olmayıp, ülkedeki aşırı sağ görüşün faşist zihniyetini ve özellikle son dönemdeki göçmenlere bakış açısını eleştirmiş olabilir. Eğer ki bu maksatla değilse, her bakıldığında utanılması gereken bir görüntü üzerinden en aşağılık düşüncelerle ve alçakça çizilmiş bir karikatür. Sonuç olarak ister kendi görüşü, ister eleştirel yaklaşım olsun; her iki türlüsü de yazımın içeriğini değiştirmeyecek. Charlie Hebdo sosyolojik bir eleştiri yapıyor olsa bile (ki bana göre öyle), en nihayetinde bu eleştiriye sebep olan yüksek medeniyet mensubu zihniyetlerin varlığı tartışmasız. Cansız bedeni kıyıya vurmuş olan üç yaşındaki bir çocuk hangi akla hizmet “büyüseydi tacizci olacaktı” diye itham edilebiliyor?

Yüzyıllardır kendilerinden başka dünyanın geri kalan bütün halklarını maddi manevi sömür. Açıkça sömürme dönemi sona erince başlarına kukla yönetimler getirip yine sömürmeye devam et. Kaynaklarını, parasını, pulunu, emeğini, insanlığını sömürdüğün bu halklardan söz açılınca tü kaka yap; medeniyetsiz, cahil, cühela, barbar, vahşi, terörist de; beslediğin hayvana gösterdiğin muameleyi bile çok görüp hayvandan daha aşağılık muamele yap. Sahip olduğun medeniyeti sömürdüğün bu milletlerin kanları üzerine kur. Çıkardığın savaşlardan kaçıp eşine çocuğuna daha güvenli yaşam şartları ararken, bunun bedelini ödemek zorunda kalan insanların dramından zerre sorumluluk hissetme. Cansız bedenleri kıyıya vurduğunda “yaşasaydı tacizci olacaktı” de. Yarattığın IŞİD fiilen kafa keserken sen düşüncelerinle kafa kes. Senin ahlakının da, etiğinin de, medeniyetinin de ta içine tüküreyim.

Dunyabulteni.net ve Odatv.com gibi sitelerde yer alan bilgilere göre; Fransa 1958 yılına kadar sömürdüğü Afrika ülkelerini, bağımsızlıklarını kazandıktan sonra da sömürmeye devam etmiş. Fransa’nın bu ülkelerden ‘koloni vergisi’ adı altında, her yıl yüklü miktarda para aldığı belirtiliyor. Fransa’nın 14 eski sömürgesinden her yıl yaklaşık 500 milyar dolar para aldığı kaydediliyor.

Silicon Africa’da yer alan habere göre, Fransa’nın Afrika ülkeleri üzerindeki fiili sömürgeciliği bitmiş olsa da mali sömürgesi hala devam ediyor. Fransa, bağımsızlığını kazanmış olan eski sömürgelerinin bütçelerinin büyük bölümünü değişik adlar altında kendi merkez bankasında topluyor. Bu ülkelerin yıllık gelirlerinin yüzde 85’i her yıl Fransa merkez bankasında toplanıyor. Kalan yüzde 15 ile ekonomisini yürütmeye çalışan Afrika ülkeleri, mali sıkıntı yaşadıkları takdirde, Fransa merkez bankasına yatırdıkları kendi paralarını borç olarak almak zorunda.

Kendi paralarından borç almaları da kısıtlanan Afrika ülkeleri, bir yıl içerisinde Fransa’ya verdikleri paradan en fazla yüzde yirmi oranında borç alabiliyor. Ülkenin daha fazla borç istemesi durumunda Fransa’nın vetosuyla karşılaştığı kaydediliyor.

Fransa aldığı bu parayı ise, sömürge döneminde işgal altına tuttuğu ülkelere inşa ettiği binalar ve altyapılar karşılığında aldığını savunuyor.

Bu ülkelerin tarihlerine bakıldığında, Fransa’ya vergi ödemeyen liderlerin ya bir darbeye ya da suikaste kurban gittikleri görülüyor. Son 50 yılda 26 Afrika ülkesinde toplam 67 askeri darbe meydana geldi. Bu darbelerin meydana geldiği ülkelerin 16’sı eski Fransız sömürgesi olduğu belirtiliyor. Darbe olan Afrika ülkelerinin yüzde 61’i eski Fransız sömürgesi.

Jacques Chirac’ın söylediği gibi; “Afrika olmadan Fransa, hızla bir üçüncü dünya ülkesi haline gelecektir.”

Ve…

François Mitterand, “Afrika olmadan, Fransa’nın 21.yy’a gelindiğinde bir tarihi olmayacaktır.”

Soner Yalçın, Sozcu.com.tr’de yayınlanan “Gök Kubbe Altında Sır Yok” başlıklı yazısında aynen şöyle yazmış;

İstiyorlar ki…

“Biz dünyayı sömürmeye devam edelim; çıkarımıza karşı birileri iktidara gelirse müdahale edelim!”

Ve…

“Ne olursa olsun terör bizden uzakta olsun!”

“Neden” küresel zenginliğin küresel terörü ortaya çıkardığı gerçeği üzerinde hiç durulmuyor.
“Sonuç”ta olan; Halep, Bağdat, Suruç, Beyrut ya da Paris gibi şehirlerdeki masum insanlara oluyor.
Bizler de bu kanlı oyunu seyretmeye devam ediyoruz:
-İnsanlar ölmemek için ata yurtlarını terk ediyor.
-İnsanlar öldürmek için ülkelerini terk edip IŞİD’e katılıyor!
Sömürü düzeni devam edip gidiyor. Bu düzenin sürmesi için “canavar Pinokyo” IŞİD ile insanlar kargaşa ve çaresizlikle korkutulup esir alınıyor!
Küresel zenginler kulübü için masum insanlar ölmeye devam ediyor.
Özgürlük…
Eşitlik…
Kardeşlik…
Nostaljik kavramlar olarak görülüp dudak bükülüyor.
Bu zihinsel kirlenmeden kurtulmadan daha çok ölürüz.

You may also like...

Bir Cevap Yazın