10 Ara, 2013

Megri Megri

megri

Barış geliyor megri megri…

Barış süreci tam gaz devam ediyor. Dün PKK yol kesti, araç kontrolü yaptı, kendi tabiriyle işgalci Türk ordusunun rütbeli 4 askerini tutukladı.

Yazmaya yazıyorum ama bir yandan da kalıcı! çözüm! sürecini! bozmaktan korkmuyor değilim hani. Çünkü barış! hakim ülkede. Zaten kimse telaş yapmasın, emin olun barış için kaçırılmışlardır. Kimse bunu bozmaya yönelik davranışlar içine girmemeli. Onlar Pkk’lı değil zaten, halkların kardeşliğini savunan barış güvercinleri.

Hadi şimdi bir de şu açıdan bakalım. Üç gün önce de Yüksekova’da iki vatandaşımız hayatını kaybetmişti. Bu hadise de sözde ateşkesin bozulmasına sebep oldu. Sözde ateşkes diyorum, çünkü hayatını kaybeden iki vatandaşımız aslında devletin kolluk kuvvetine mensup iki memuru vurmaya çalışıyordu. Bir şeyler ters gitti ve plan tersine döndü, kendileri hayatlarını kaybettiler. İşte böylece de ateşkes bozulmuş oldu ve dünkü hadise meydana geldi. Askerler kaçırıldı, araçlar ateşe verildi.

Tabi bu olayı bile fırsat bilip, askerlerin kaçırılmasına sevinen ve bunun üzerinden hükümete saldırmaya çalışanlar da var. Onlara diyecek hiçbir söz bulamıyorum. Hükümeti sevmeyebilirsin ama sırf aleyhte propaganda yapabilmek için askerlerin kaçırılmasına sevinmek de neyin nesi. Barışın onların umurunda bile olmadığını düşünüyorum.

Her iki taraftan da canı yananlar için içi hiç acımayan ve bütün bu olan biteni siyaset malzemesi yapanlar savaş çığırtkanlarının ta kendisidir.

Yaşanan hadiseye dönersek, bu olaylar gösteriyor ki örgüte karşı çıkarsan hemen terör devreye giriyor. E terör bitsin istiyorsun, o zaman örgüte karşı çıkmayacaksın. Amaç bu zaten, biz buradayız, istediklerimizi verin yoksa bakın neler olur mesajı vermek.

İmralı’yla görüşmeler, akil insanlar, demokratikleşme paketi filan… E peki ne oldu, başa mı döndük? Eğer bir terör varsa, terörü bitirmenin güvenlik güçlerini pasifize ederek sağlanacağını düşünmüyorum. Gerçekten hukuki ve demokratik zeminde hak talep edenler istisna, seni işgalci, düşman olarak niteleyen ve demokratik talep adı altında silahla zorbalık yapana çiçek atmak sorunu ne derece çözer bilemiyorum.

Hala diyorum, yazıyorum yazmasına ama faşist! damgası yemekten de korkmuyor değilim hani. Kürdüm demenin demokratik özgürlük, Türküm demenin faşizm olarak algılandığı bir süreçten geçiyoruz. Hepimiz bu ülkenin vatandaşlarıyız, o vatandaşımız ne kadar Kürtse, beriki vatandaşımız da o kadar Türktür. Bunları söylemek suç değil ki. Yeter ki asırlardır yaşadığımız bu topraklarda birlikte barış içinde, huzur içinde yaşama gayemizi bozmayalım.

Hangi taraftan olursa olsun, masum insanları katledenler ne devlet erkinin arkasına ne de demokratik talep yalanlarına sarılmasın.

​09.12.2013

You may also like...

Bir Cevap Yazın