11 May, 2015

Kıymetini Bilelim…

Dün (10 Mayıs) sabahı Anneler Günü vesilesiyle kardeşime bir telefon geldi. Farklı bir şehirde yaşayan kardeşim bir sürpriz yapmış, annesine gelmişti. Arayansa kardeşimin çalıştığı kurumda sosyal koruma altındaki çocuklardan biri.

– Baba, bugün anneler günü. Bizim annemiz yok, biz de seni arayıp kutlayalım dedik.

Belki esprili bir telefon konuşması oldu ama ister istemez birçok şey geçti aklımdan. Gidip içimden geldiği gibi anneme sarılıp anneler günün kutlu olsun bile diyemedim.

Antik Yunan’dan beri insanlar Yunan mitolojisindeki pek çok tanrı ve tanrıçanın annesi olarak kabul edilen Rhea’yı anarmış. Antik Roma’da ise bahar festivallerinde ana tanrıça Kibele adına anneler günü kutlanırmış. Anneler günü de tıpkı diğer birçok özel gün gibi Amerika’dan ithal edildi. Belki çoğunuz biliyorsunuz ama bilmeyenler de yazıyı okuyunca öğrenmiş oldular. Anna Maria Jarvis’in 1908’de kaybettiği annesi için başlattığı etkinlik ABD kongresinden geçerek “Anneler Günü” olarak tespit edilir.

Evladını kaybetmiş anneler, anne olmak isteyip de olamamışlar, annesizler ve annesini tanıma fırsatına bile sahip olamayan insanlar içinse tam bir eziyet.

Kimi zaman yetiştirme yurtları gelir aklıma. Cafcaflı reklamlar, kutlamalar, sosyal medyada boy boy fotoğraflarla geçen anneler gününde bakıcı personellere anne diye hitap eden çocuklar ne hissediyor acaba…

Yakın zamanda yitirdiğimiz nice genç insanların; yakılan Özgecanların, bıçaklanan Fıratların, parçalanan Münevverlerin, Gezi Parkı’nda yitirilen canların, şehit düşen askerimizin, polisimizin anneleri neler hissediyor acaba…

Kimileri karşı çıkıyor belirli özel gün ve haftalara. Haksız da değiller, elbette ki annelerin günü yılda bir kez olmamalı. Aslında farkında olmadan karşı çıkılan şey özel günün kendisi değil; kapitalizmin bunu bir sömürü aracı haline getirmesi ve insanların duyguları üzerinden ticari kaygı gütmesidir. Yoksa değer verilen şeylerin özel bir günü olması ve bunun kutlanmasının hiçbir kötü yanı söz konusu değil. Ancak iş öyle abartılı hale getiriliyor ki; sanki reklamdaki ürünü almazsak ona kendisini özel hissettiremeyeceğiz ve/veya annemize değer vermiyor sayılacağız. Halbuki annelerimize olan sevginin kaynağı, onların bize sağladığı maddi faydalar mıdır; yoksa manevi birikimler midir? İşte aynı şekilde onların da kendilerini özel hissetmeleri ve mutlu olmalarının yolu, maddi birtakım hediyelerden ziyade manevi birikimler olacaktır. Kötü olan Anneler Günü değil; Anneler Günü’nün kullanılmasıdır.

Anneler günü kutlu olsun. Hele de yaşamını çocuğuna adayan engelli çocuk anneleri ve her an çıkıp gelecekmişçesine yitirdiği çocuğunu özlemle bekleyen annelerin.

Anneleri mutlu etmek çok kolay, kıymetini bilin yeter.

Ekli Video: Batu Medya/Adem Akyol.

You may also like...

Bir Cevap Yazın