23 Şub, 2014

Hatun kişilerin canım cicim şekerim bebeğim hitapları

kadin

Evet, hala demode olmadı ve asla da olmayacak bir mevzuu bu. Cinsiyetçi bir yazı yazmak istemezdim aslında ama görmezlikten gelince, yazmayınca yok olmuyor maalesef, gerçeklerden kaçılmıyor.

Dikkatli olunması gereken bir husustur efendim. Hatun kişilerin birbirlerine sarf ettiği bu hitap sözleri çoğu zaman sevgi gösterisine alamet olmadığı gibi, aksine içten bir düşmanlık ve hatta üzeri örtülü aşağılayıcı cümleleri dengelemek için kullandıklarıdır. Bu aşağılama cümlelerinin kalitesi zeka seviyeleri ve basitliklerine göre artar veya azalır. Kadınlar kendileri dahi hemcinslerinin kıskanç ve içten pazarlıklı olduğu konusunda hemfikirdirler ve bunu itiraf ederler. Elif Şafak “kadının kadına ettiğinden çok korkacaksın” diyerek kendine göre onaylamıştır bu durumu. Bir İngiliz özlü sözü ise “bir kadının kusurlarını öğrenmek için, onu en yakın kız arkadaşına övün” der. Erkekler yalnızca gösterileni ve hatta yalnızca görmek istediklerini gördüklerinden bu tarz ince hesaplaşmaları fark edemezler. Bu ince hesaplaşmaların temelinde yatan sebep ise genellikle kıskançlıktır. Bazı kadınlar ise ilgi odağı olmak isterler. Bunu o derece isterler ki, adeta etraftaki diğer tüm kadınların buhar olup uçmasını isterler. Eğer bir kadın bir başka kadına iltifat ediyorsa emin olun iltifat ettiği konuda kendisinin daha iyi olduğuna emin olduğu içindir. Kendisinin daha güzel olduğunun farkındadır mesela. Yoksa esasında kendilerinden başka etraftaki bütün kadınlar potansiyel rakiptir. Buna bağlı olarak da devamında çekememe duygusu baş gösterir ki, işte kadının önlenemez ve bitmek bilmeyen, uğruna karşısına çıkacak her şeyi yakıp yıkacak, herkesi harcayacak savaşı başlar.

Bakmayın öyle yakıp yıkmalı savaşlı sözler sarf ettiğime. Kadınlar bunu öyle gerçekleştirir ki, siz bir kahve içme rahatlığında ve etrafınızda olan bitenden habersizken, onlar dünya savaşını çıkarır ve bitirir ve sizin ruhunuz dahi duymaz. Bir laf var, kadın kadının kurdudur diye. Aslında kadın genel olarak kurttur. Erkeğin de kurdudur aynı zamanda. Fakat bunu yalnızca kadınlar fark ederler, erkeğin bundan haberi bile yoktur. Erkek kendinin egemen olduğunu, başat rolü kendisinin oynadığını zanneder. Ama yalnızca zanneder, çünkü bu kadının ona oynadığı oyunun bir parçasıdır yalnızca.

Bir mekana iki erkek girdiğinizde kadınlar pek önemsemezler. Yanınızda kadınla girdiğinizde diğer kadınların taciz bakışlarına maruz kalma ihtimaliniz vardır. Sonra erkek sevgilim varken bütün kadınlar bakıyordu, şimdi sevgilim yok, bana bakan da yok, ne şanssızım der. Bunun senin şansınla alakası yok kardeşim, bu tamamen kadınların birbirlerine bakış açılarıyla alakalı bir durum.

Kadınla erkeğin aynı durum karşısında verdiği tepkiler durumu özetliyor aslında. Diyelim bir kadın eşinden şikayetçi oluyor, dert yanıyor ve boşanma aşamasına geldiğinden bahsediyor. Diğer kadınlar geç bile kaldın, iyi bile dayandın, boşa da görsün gününü tarzı telkinlerde bulunuyor. Deseniz ki yahu niye öyle dediniz, boşanmaya teşvik ettiniz, size verecekleri cevap bu kadın elindekinin kıymetini bilmiyor, boşansın da burnu sürtülsün olur. Aynı durumda bir erkek olduğunda diğer erkekler; abi sabret, aman abi deli misin, boşanıp ne olacak, daha iyisi mi gelecek, çoluk çocuk perişan olur diye telkinde bulunur.

Biri kadın dayanışması mı dedi? Yok azizim yok, o da bütün bu oyunun bir parçası yalnızca. Kadınlar yalnızca kötü bir şey olduğunda, zor durumda kaldıklarında bu dayanışmaya ihtiyaç hissederler. Savaşı kaybetmemek için bir nevi var olma çabasından başka şey değildir. Şartlar normale döndükten sonra eğer yükselen bir kadın varsa, en büyük düşmanı yine bu dayanışma içinde olduğu kadınlardan çıkacaktır.

Bütün bu yazdıklarıma hak veren erkekler olduğu kadar, kadınlar da vardır muhakkak. Ama bu kadınların yine bir kısmı içten içe hak vermelerine rağmen itiraz edecek ve kendilerince savunma mekanizmaları geliştireceklerdir. Çünkü her kadının hikayesi kendine göre masumdur ve yine vardır onların bir bildiği, bir ince hesaplaşması. O yüzden kimse kimseyi kandırmasın.

Belki bir pygmalion etkisidir. (Bkz: http://tr.wikipedia.org/wiki/Beklenti_etkisi) Kendi kendini gerçekleştiren bir kehanetten ibarettir her şey. Gerçekte böyle bir durum yoktur fakat toplumun geneli böyle düşünmekte ve bu kuşaktan kuşağa aktarılarak gerçek hale gelmektedir.

Tabii belki de bütün bu yazılanların hepsi fasa fisodur. Olay belki de çok basittir; kadınların erkeklerin asla anlayamayacağı birtakım minik numaraları vardır ve diğer kadın numarayı yapanın amacını gayet net anlar ve yemezler diyerek saldırıya geçer. Olan biteni anlamakta zorlanan erkek de bu kadınlar birbirlerini çekemiyor diyerek tespit yapar. Olamaz mı, kim bilir? Kadınlar bilir.

Kadın-erkek ayrımcılığı elbette abesle iştigaldir. Gelgelelim bu yazıyı yazmama sebep olan kadınlara selam olsun vesselam.

Not düşeyim efendim. Mesele tabii ki burada yazılandan ibaret değildir elbette. Okumak isteyenler için bir link:

Ayten Alkan – Bianet : Hmmmmm, Kadın Ayrımcılığı mı Yapıyorsunuz?

(Linkteki yazı uzun, ben o kadar okumakla uğraşamam diyenler linkteki yazıda Ctrl+f yaparak “kadın kadının kurdu” sözcüklerini aratıp ilgili bölümü okuyabilirler.)

***

Sonradan sonradan: Dertli anında teselli edersin, ettiğine edeceğine pişman eder en basitinden. Hem de öyle pişman eder ki, senin saatlerce ak dediğin bir konuyla ilgili sözlerinden bir cümleyi cımbızla alır öyle bir evirir çevirir ki, o ak diye iddia ettiğin meseleyi resmen bok demişsin gibi iletir bir başkasına. Hem de bunu öyle birine iletir ki, senin ısrarla ak diye iddia ettiğin ama kendisinin bıkmadan usanmadan bok diye itham ettiği kişiye iletir. Sonuç ne mi olur? Onlar iki ak, sen bok.

Siz siz olun, eğer bir kadın birini kötülüyorsa sakın ola herhangi bir yorumda bulunmayın. Siz müdahil olmak istemeyince yalvaracaktır ne olur çok kötüyüm, konuşacak kimsem yok diye. Kanmayın. Hatta size tavsiyem dinlemeyin bile, kaçın, uzaklaşın oradan. Onunla hemfikir olup birini kötülemeyi geçtim, kendim o hataya düşecek insan değilim. Ama kötülediği kişi için hayır iyidir diye iddia da etmeyin. Sizin ne söylediğiniz onun hiç umurunda değil, o kendisi işine yarayacak bir cümleyi alır, kendi istediği sözcüklerle süsler ve kötülediği kişiye iletir. Onlar olur dost, sen olursun post. Ben yaşadım, ordan biliyorum.

You may also like...

Bir Cevap Yazın