4 Ara, 2013

“Aşeka”dan “Aşk”a

ask-2Bir rivayete göre, aşk kelimesi Farsça ‘aşeka’ kelimesinden, diğer bir rivayete göre de Hindistan’daki ‘aşeka’ adı verilen sarmaşık türü bitkiden türemiştir. Adına ‘aşeka’ denilen bu bitki bildiğimiz sarmaşığa benzermiş. Aşeka, bir ağacın veya bir başka bitkinin yanında topraktan çıkar ve ona sarılmaya başlarmış. Sarıldıkça o ağacın gövdesine yapışır ve zamanla o ağacın gövdesinde erir ve ağacın gövdesinde kaybolup gidermiş. Bazen de sarıldığı ağacı öyle sarar sarmalarmış ki, bir yandan ağacın suyunu emerek beslenirken bir yandan da onu zayıflatıp soldurur ve bir zaman sonra da kurutarak öldürürmüş.

Hal böyleyken aşkın delice hali ne tarz sonuçlar doğurur bilemiyorum. Bilemiyorum çünkü akla mantığa sığmayacak her şey olabilir. Zaten aşk varsa muhtemelen akıl ve mantık devre dışıdır. Aşk din, dil, ırk, renk, ideoloji, töre dinlemez. Aşk bildiğini okur. Sonuçlarını değil başkaları, aşka sahip olan kişilerin dahi bilmesi mümkün değildir. Ruhu sarsar, bilinci yok eder. Aşk mutlulukla karıştırılmamalıdır.

Güldürür, ağlatır, şaşırtır, sevince boğar, hüzünlere iter, hastayı iyi eder, iyiyi hasta eder. Durmadan aranır, bulunduğunda kaybedilir. Belki de yoktur, hiçbir zaman da olmamıştır. Serap gibidir, oradadır ama yoktur. Nice kalpleri yumuşatır, kötülüklere son verdirir ama nice kalpleri de kötülükle doldurur, kin kusturur. Garip bir hastalık gibidir, özgürlüğünü alır elinden, kafestesindir ama bundan büyük haz duyarsın. Sevdiğin diğer her şeyden vazgeçebilirsin, sevmediğin her şeyi sevmeye razı da olabilirsin. Bir anda etrafındaki her şey anlam kazanır, ne var yok hepsi anlamını yitirip anlamsızlaşır belki de, kim bilir… Zaman mekan kavramları tarihe karışır, neredeydin, ne yapıyordun, seslenen kim, okunan sela kimin, hiçbiri merak ettiğin sorular değildir. Gelmeyecek olanı beklemek, gerçekleşmeyecek olanı düşlemek, sevmeyecek olanı sevmek, affedilmeyecek olanı affetmek, mucize olacağına inanmak ve bütün bunların olabileceğine kendini inandırmaktır aşk. Doluya koysan almaz, boşa koysan dolmaz. Hakkında ne yazsan ne anlatsan boştur. Kişi ne yaşarsa onu bilir, onu anlar. Belki de bir yanılgıdır, bilerek, isteyerek yaşanan bir yanılgı…

Var mı beni içinizde tanıyan?
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim!
Kalmasa da şöhretimi duymayan,
Kimliğimi tarif etmek zor benim.

Kimsesizim hısmım da yok hasmım da…
Görünmezim cismim de yok resmim de..
Dil üzmezim tek hece var ismimde,
Barınağım gönül denen yer benim.

Bülbül benim lisanımla ötüştü,
Bir gül için can evinden tutuştu,
Yüreğine toroslardan çığ düştü,
Yangınımı söndürmedi kar benim.

Niceler sultandı, kraldı, şahtı;
Benimle değişti talihi bahtı;
Yerle bir eyledim tâc ile tahtı;
Akıl almaz hünerlerim var benim.

Kamil iken cahil ettim alimi,
Yahşi iken yahşi ettim zalimi,
Yavuz iken zebun ettim Selim’i,
Her oyunu bozan gizli zor benim.

İlahimle Mevlana’yı döndürdüm,
Yunus’umla öfkeleri dindirdim,
Günahımla çok ocaklar söndürdüm,
Mevla’danım; hayır benim, şer benim.

Sebep bazı Leyla, bazı Şirin’di;
Hatrım için yüce dağlar delindi;
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi;
Kuvvet benim, kudret benim, şer benim,

Yeryüzünde ben ürettim veremi;
Lokman Hekim bulamadı çaremi;
Aslı için kül eyledim Kerem’i;
İbrahim’in atıldığı kor benim.
Benim adım aşk!

Cemal Safi

Allah hepimize iyilik, doğruluk aşkı nasip etsin.

 

12.09.2013

Başka bir sitedeki yazımdan alıntılanmıştır.

You may also like...

Bir Cevap Yazın