26 May, 2016

Cinsel şiddete, taciz ve tecavüzlere artık bir dur denmeli!

Dün (25 Mayıs 2016) bir yolcu otobüsünde yaşanan yeni bir cinsel saldırı rezaleti daha ülke gündemine oturdu. Yaşanan rezalet normal bir bireyin hayal gücü sınırlarını zorlayan, bu kadarı da olmaz dedirten boyutta.

Mağdur kadının arkadaşı tarafından sosyal medyada duyurulan hadiseyi yazarlığını yaptığım risusmedya.com olarak haberini yapan ilk sitelerden biri olduk. Hadiseyi duyuran kişiye ulaşarak yaşananların teyidini alıp, haberleştireceğimizi bildirerek onayını aldık ve yayınladık. Rezalet o kadar akıl almaz boyuttaydı ki, okuyanlardan gerçek olamayacağı ve yazılanların uydurma olması ihtimalinin çok yüksek olduğu yönünde iyi niyetli uyarı mesajları dahi aldık. Ancak otobüs firmasının yönetim kurulu başkanının yaptığı açıklamayla toplumu derinden sarsan hadisenin gerçekliği anlaşıldı.

Bir otobüs muavininin mastürbasyon yaparak uyumakta olan kadın yolcunun yüzüne spermlerini bulaştırması haklı olarak toplumda geniş yankı yaptı ve tepki çekti. Peki, şimdi ne olacak?

Bu yaşanan cinsel saldırı ve başka yaşanan tacizler, tecavüzler ilk değil. Öyle görünüyor ki son da olmayacak. İşte daha çok yakın geçmişte yaşadığımız ve ülke olarak derinden sarsıldığımız birkaç hadise. Bunları yeniden hatırlamakta fayda var:

• 11 Şubat 2015 tarihinde Mersin’de yaşanan olayda, okuldan çıkan ve Tarsus’tan ikamet ettiği Mersin’e gitmek üzere dolmuşa binen Özgecan Aslan, minibüs şoförü tarafından tacize uğradı. Direnmeye kalkınca da öldürüldü ve cansız bedeni ateşe verildi.

• 11 Nisan 2014’te İzmir’de yaşanan olayda, nişanlısıyla gezintiye çıkan H.Ç. adındaki kadın, üç kişinin saldırısına uğradı ve etkisiz hale getirilen nişanlısının yanında silah zoruyla tecavüz edildi.

• Yine geçtiğimiz Eylül ayında medyada yer alan habere göre, eğitim için Türkiye’ye gelen Yemenli bir üniversite öğrencisine, bindiği halk otobüsünün şoförü tecavüz etti. Şikâyet üzerine şoför, kızın kendi isteği ile birlikte olduklarını öne sürdü.

• 26 Ocak 2016 tarihinde Kadıköy Bağdat Caddesi’nde yolda yürüyen genç kız, bıçaklı biri tarafından saldırıya uğradı. Eli bıçaklı saldırgan bir apartmanın arka bahçesinde genç kıza tecavüz etti. Üstüne de kızın cebindeki 65 lirasını ve cep telefonunu gasp etti. Yakalanan saldırgan “şeytana uydum” dedi.

• Birkaç yıl önce yine bir halk otobüsünde, Beşiktaş Voleybol Takımı alt yapı oyuncusu kıyafeti nedeniyle tacize uğradı. İtiraz edince de tacizci tarafından yumruk yiyerek dudağı patlatıldı.

• 2003’te Mardin’de yaşanan hadisede, 12 yaşındaki kız çocuğu iki kadın tarafından zorla erkeklere pazarlanarak aralarında asker, korucu, devlet memuru gibi kişilerin de bulunduğu 26 kişinin tecavüzüne uğradı. TCK 2005’te değişti ancak dava 2003^te açıldığından eski TCK’ya göre sanıkların lehine devam etti ve 2010’da zamanaşımına uğradı.

• 2009’da Samsun’da yaşanan hadisede, erkek arkadaşı tarafından tecavüze uğrayan genç kız şikâyetçi oldu. Kızın yaşının küçük olduğunu bilmiyordum diyen sanık tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Sanık bir yıl aradan sonra yolda karşılaştığı genç kıza ikinci kez tecavüz etti. Yolda kovalayarak yakaladığını ve tokat attığını itiraf eden sanık, tecavüz etmediğini, kendi rızasıyla ilişkiye girdiğini iddia etti.

• 2013’te Kocaeli’de yaşanan hadisede, 13 yaşındaki kız çocuğuyla ilişkiye girdiği iddiasıyla 29 kişi gözaltına alındı. Polis tarafından yürütülen soruşturma ve toplanan deliller neticesinde aralarında tanınmış ailelerin çocukları ve astsubay gibi kişilerin de bulunduğu 29 şüpheliden 9’u tutuklandı.

• Daha geçtiğimiz ay Afyonkarahisar’da okuldaki temizlik işçisi, bahçede oynayan 7 yaşındaki işitme ve konuşma engelli kız çocuğunu binanın ikinci katına çıkararak derslikteki sandalyede fiili livata yoluyla cinsel istismarda bulundu. Gözaltına alınan sanık yaptıklarını itiraf etti.

Yaz yaz bitmez. Bunlar yaşanan sayısız örneklerden sadece birkaçı…

Son yıllarda özellikle bu konuya duyarlı STK’ların, toplumun dikkatini çekmek için yaptıkları ciddi çalışmalar var. Devletin de kanunlarda ve ilgili mevzuatta yaptığı birçok düzenleme mevcut. Bütün bunlar olası istenmeyen hadiselerin sayısını belki düşürüyor olabilir. Ancak her geçen gün yeni bir cinsel saldırı ve tecavüz haberiyle karşılaşıyoruz. Demek ki ya alınan önlemler yeterli değil ya da yanlış önlemler alınıyor.

Bakın daha önce haber olarak yayınladığımız bir yazıyı aynen buraya kopyalıyorum:

“Ülkemizde gün geçmiyor ki bir taciz veya tecavüz haberiyle karşılaşmayalım. Bir türlü bitmek bilmeyen cinsel istismar hadiseleriyle ilgili olarak duruşmalarda verilen kararlar ise neredeyse akıllara durgunluk veren cinsten.

İşte cinsel istismar davalarında 5 utanç verici indirim sebebi:

1. İyi hal indirimi: Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddesinde düzenlenen ‘takdiri indirim nedenleri’ arasında yer alan bu indirim, ağırlaştırılmış müebbeti 25 yıla düşürebiliyor veya altıda bir oranında indirim sağlayabiliyor. Yani tecavüz sanığı duruşma sırasında takım elbiseli ve sessiz sedasız durdu diye bile hakim bu takdir yetkisini kullanarak cezayı hafifletebiliyor.

2. Saygın tutum indirimi: Yine iyi hal indirimi gibi, tecavüz sanığı duruşma sırasında saygılı davranırsa “saygın tutum indirimi” alabiliyor. İlla mahkeme salonunda da birilerine tecavüz etmesi mi gerekiyor, anlamış değiliz.

3. Bakire değildi indirimi: Tecavüze uğrayan kişi daha önce bir birliktelik yaşamışsa, sanık “bakire değildi indirimi” alabiliyor. Yani kocanızla, sevgilinizle daha önce beraber olmuş olmanız, tecavüzcüye indirim sağlıyor.

4. Erken boşalma indirimi: Tecavüz eylemi sırasında tecavüzcünün erken boşalmış olması, indirim sebebi sayılabiliyor. Sanki tecavüze uğrayanın bedeni belirli süreye kadar kullanım hakkına açıkmış gibi.

5. Rızası vardı indirimi: Küçücük kız ve erkek çocuklarına tecavüz eden sanıkların, duruşma sırasında en çok öne sürdükleri sebeplerden biri de bu maalesef. 12-14 yaşlarındaki henüz cinselliği tam kavrayamayan çocukların rızası vardı denilerek tecavüzcüye indirim yapılabiliyor.”

Peki, cinsel istismar davalarında verilen kimi kararlar sizce ne kadar caydırıcı?

Bir aile danışmanı olarak uzun vadede ciddi anlamda olumlu gelişmeler alınabilmesi için bir an önce sorunun temeline, yani eğitim konusuna öncelik verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunun için öncelikle devlet ilgili kurumları aracılığıyla toplumu eğitici, bilinçlendirici çalışmalar yapmalıdır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı başta olmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı mutlaka ortak projeler yürütmelidir. Bu projelere destek vermek üzere hazır bekleyen birçok sivil toplum kuruluşunun da olduğuna inanıyorum. Gerekirse devlet eliyle bu tarz STK’lar daha fazla desteklenmeli, her ilde teşkilatlanmaları sağlanmalı, çalışmalarını yürütmelerinde gerek maddi gerekse lojistik destekler sağlanmalı ve/veya artırılmalıdır.

Cinsel şiddet vakalarında her ne kadar kadınlar daha çok mağdur olsa da, şiddete maruz kalan erkekler de azımsanmayacak boyuttadır. Şu iyi bilinmelidir ki, cinsel şiddet hiçbir zaman mağdurun suçu değildir. Kim olduğu, ne iş yaptığı, hangi saatte nerede olduğu, nasıl giyindiği gibi konuların bir önemi yoktur. Şiddetin sorumlusu uygulayan kişidir.

Sorunun temeline inemediğimiz sürece yine cinsel istismar, saldırı, taciz ve tecavüz haberleri duymaya devam edeceğiz. Davalar sürmeye devam edecek. Kimileri ceza alacak, kimileri sıyrılacak. Sonra yine tacizler, tecavüzler olacak. Bizler “vay be neler oluyor” deyip hayatımıza kaldığımız yerden devam edeceğiz. Bu böyle sürüp gidecek…

You may also like...

2 Responses

  1. ilknur diyor ki:

    Şiddetin her türlüsü korkunç. ister fiziki olsun ister psikolojik. ister insana ister hayvana . her türlü şiddete hayır

  1. Temmuz 7, 2017

    […] Cinsel şiddete, taciz ve tecavüzlere artık bir dur denmeli! […]

Bir Cevap Yazın