5 Eki, 2015

Bedava saygı

bedava-saygi

Saygı, hak edilmesi gereken bir kavramdır.

Sondan yazacağımı baştan yazarak başlamak istiyorum. Bireyler arası saygı eksikliğinin toplumun yozlaşmaya başladığının bir göstergesi olduğunu da eklemek istiyorum.

Türk toplumu olarak küçüklükten beri bu kavramla haşır neşir olan insanlarız. Örneğin, gündelik yaşamda ve de genellikle otoriteye; yani babaya, öğretmene, müdüre ve ayrıca yaşça büyüklere her zaman saygılı olmamız öğretildi bizlere. Aynı şekilde otorite sahibi olanlar ve yaşça büyükler de diğerlerinden hep kendilerine saygılı olunmasını bekledi. Gerçi bizim toplumumuzda saygıdan anlaşılan şey, el pençe divan durmaktan öteye de gidemiyor ya neyse. Ancak otorite sahiplerinin ve büyüklerin sırf yaşından dolayı her zaman saygı gösterilmesi gereken insanlar olmadıklarını zamanla anlamaya başlıyorsun. Ne kadar otorite/yaş, o kadar saygı bir süre sonra saçma gelmeye başlıyor artık. Saygı da din gibi kullanılmaya en elverişli malzeme olmaktadır insanların elinde. Empati yapmayı bilmeyen, hayata yalnızca kendi dar penceresinden bakan, farklılıklara kesinlikle tahammülü olmayan, başkalarının duygu ve düşüncelerini ve hatta varlığını hiçe sayan zihniyetlerde zor yer eden bir kavramdır saygı. Belki de hiçbir zaman yer edemeyecektir. Saygıyı bilmeyen bu bireylere saygı göstermeye kalkmak kişinin kendine saygısızlığından öte bir şey değildir. Hele de bu insan mesela cahil ve agresifse, o kişiye saygı gösterisinde bulunmak olumlu bir kavram olmaktan çıkıp kişinin kendisine yönelik gerçekleştirdiği bir eziyet halini almaya başlıyor. Hatta kimisi kendi tuhaf saygı anlayışı çerçevesinde karşısındaki bireyin kişiliğini, onurunu, gururunu yok saymak suretiyle köpekleştirme çabasına girebiliyor ve birey itiraz ettiğinde saygısız damgası vurabiliyor. Özellikle geri kalmış toplumlarda saygı, korku kavramıyla karıştırılır ve hatta özdeşleştirilir. Korku duyulanın saygıyı hak ettiği düşüncesini dayatmak, saygının içini boş bir kavram haline getirmekten başka bir şey değildir. Saygının, korku ve çekinme hislerinden arınmış olması gerekir. Görece üstün (otorite, unvan, yaş) olanın diğerine göstermediği bu kavram, o kişinin terbiyesizliğinden ve saygıyı hak etmeyen kişiliğinin göstergesinden öteye gitmez. Saygı aslında yaştan çok bağımsız ve zihniyet, görgü, kültür, deneyim ile çok yakından ilişkili olarak öğrenilen bir kavram. Giderek saygının kendiliğinden olması gereken değil de, hak edilmesi gereken bir kavram olduğunu düşünmeye başlıyorsun. Bunun tersini de düşünebiliriz; sıfırdan kazanmak değil de, başta elde olanı kaybetmek gibi. Sonuç yine değişmez. Hayata başlarken başta verilen saygı puanını kimileri muhafaza eder ve üzerine eklemeye devam eder; kimileri ise üzerine ekleyemediği gibi var olan saygı puanlarını da sıfırlar. Elbette hepimiz bir diğerimizin inancına, kültürüne, yaşına, bilgisine, unvanına, makamına saygılı olacağız. Ancak hak etmeyene de bu saygı gösterilmemelidir. Örneğin yaşça veya makamca küçüğünden saygı bekleyen bir birey, karşısındakine de gereken saygıyı göstermeyi bilmelidir. Sırf yaşından veya unvanından, makamından dolayı hak etmeyen birisine gösterilen saygı görünürde bir şey kaybettirmese dahi insanın kendisine olan saygısını azaltır kanaatindeyim. Şunu da özellikle belirtmeliyim; saygı göstermemek, saygısızlık etmek manasına gelmemektedir. Burada ince bir ayrım vardır. Söz gelimi saygı beklentisi olan bir kişi sizden saygı adı altında akla ve mantığa ve hatta etik değerlere aykırı beklentiler içerisinde bulunuyorsa, bu durumda bunu gerçekleştirmemek saygısızlık değildir kanaatimce. Tam tersine saygı kavramının hakkını vermek ve kişinin kendine olan saygısını gerçekleştirmenin ta kendisidir. Zaten toplumumuzda saygı kavramının içi giderek boşalmakta, yerini maddiyata ve çıkar ilişkisi sarmallarına bırakmaktadır. Bu konulara hiç girmek istemiyorum.

Bilinçli saygı birey ve toplum için ne kadar yararlıysa, bilinçsiz saygı da bireyin kendisi ve toplum için o kadar tehlikelidir. Saygı görmek istiyorsanız, istiyor isek; bunu hak etmek zorundasınız, zorundayız. Yine emin olun ki, kazanması zor değil, gayet kolay olandır. Saygı oluşturmak zorbalıktan, katılıktan, kuralcılıktan, otoriterlikten geçmez. Bunun adı saygı değil korkudur. Saygının yolu dürüstlükten, tutarlı olmaktan, karşıdaki insana hak ettiği değeri vermekten ve size atfedilen değeri boşa çıkarmamaktan geçer. Bunu ne bedava dağıtalım, ne de bedava isteyelim.

You may also like...

Bir Cevap Yazın