6 Haz, 2014

Bazı hayvanlar daha eşittir

hayvan-ciftligi-george-orwellBaşlığı okuyunca bilenlerin hemen aklına gelmiştir; Hayvan Çiftliği. George Orwell’in bir romanı. Kitabını okumamış olanların ise tiyatro oyunundan hatırlayacakları muhakkak.

2009’da Sivas Devlet Tiyatrosu oynadığında izlemiştim. Şimdiki kadrosunu bilemiyorum ama öğrencilik yıllarımda (ki 2000’li yılların başı olur) Sivas DT hep iyi bir oyuncu kadrosuna sahip olmuştu. O sezon oynanan Hayvan Çiftliği de gerçekten izlenmeye değer bir oyundu. Hatırlayabildiğim kadarıyla kendilerini şahsen de tanıdığım Emre Başer, Ulaş Ersoy ve arkadaşım Esra Ertör oyunda görevliydi. Muhteşem performans sergileyen ama isimlerini hatırlayamadığım oyunculardan af diliyor, hepsini yürekten tekrar tebrik ediyorum. Bu sezon Ankara Devlet Tiyatrosu sahnelemiş. Tekrar izlemeyi çok isterdim ama nasip olmadı. Az önce Ankara DT’nin sahnelediği Hayvan Çiftliği ile ilgili bir yazı okuyunca içimden birkaç satır yazmak geldi. Yazıda komünizm eleştirisinden bahsedilmiş ve izleyen kişi haklı olabilir belki ama bence eksik. Ben de kendi anladıklarımı yazayım ama henüz okumamış veya daha önce oyununu izlememiş olanları uyarmak istiyorum. Eğer önce kitabı okursanız veya bir şekilde oyunu izleme şansınız olursa emin olun pişman olmazsınız. Ben bir ön bilgi vermiş olayım da. Tabii az sonra yazacaklarım benim görüşlerim, hatam varsa şimdiden affola.

hayvanciftligi

Hayvan Çiftliği öyle böyle bir çiftlik değil. Bir sistemler eleştirisi. Yalnızca bir sistemden bahsetmiyorum; sosyalizmden komünizmden tutun, kapitalizme liberalizme ve hatta dinlere varana kadar bildiğiniz ne kadar sistem varsa onun eleştirisi. Stalin dönemine denk gelmesiyle bir sosyalizm eleştirisi olarak düşünülebilir. Çiftlik Sovyet Rusya, kovulan insan Rus çarı olabilir. Yerine geçen domuzlar Stalin’i, komşu çiftlikler Avrupa ülkelerini temsil ediyor olabilir. Dönemin eşitlik vurgusu çok güzel işlenmiş eserde ve bu sistem de eşitsizlikle son buluyor zaten. Ancak hikaye her döneme cuk oturabilen cinsten. Hani kimin yazdığı, hangi tarihte yazıldığı bilinmese, okuyan veya izleyen herkes kendi ülkesi ve kendi yaşadığı tarih için yazıldığını sanabilir. Hikaye “hayvanlar eşittir” diye bir başkaldırıyla başlıyor ve sistemin seçkin hayvanlar ortaya çıkarmasıyla “bazı hayvanlar daha eşittir” gerçekliğine uzanıyor. Başta mevcut sistem reddediliyor ve liderine asla benzememek konusunda yeminler ediliyor. Ancak yönetimi ele geçiren yeni liderler asla benzemeyeceklerine yemin ettikleri önceki liderden daha baskıcı ve acımasız bir düzen kuruyorlar. Yönetenlerin yönettiklerini nasıl kandırıp, gerektiğinde nasıl zor kullanarak köleleştirdikleri anlatılıyor. İktidar hırsı ve bu hırsa kapılanların iktidarlarını devam ettirebilmek için ne derece zalimleşebildikleri, yönetilenleri kendilerine mecbur bırakmak için onları nasıl imkansızlıklara maruz bıraktıkları gözler önüne seriliyor. Hak, adalet, eşitlik, özgürlük, liderlik kavramlarını tekrar sorgulamamıza sebep oluyor.

Orwell, Hayvan Çiftliği için; “Gerçeklerin, doğruların saptırıldığı, konuşma özgürlüğünün yok edildiği modern dünyayı protesto eden bir romandır.” demiş. Tabii modern dünya diye bahsettiği kitabı yazdığı 1940’lı yıllar. 70 yıl sonra değişen ne peki…

Son söz ise aslında kitabın/oyunun özeti: “Bütün Hayvanlar Eşittir, Ama Bazı Hayvanlar Daha Eşittir”

Eserden alıntı:

“Biz domuzlar düşün emekçisiyiz. Bu çiftliğin tüm yönetim ve düzeninden biz sorumluyuz. Gecemizi gündüzümüze katarak sizin için çalışıyoruz. Bu sütleri sizin uğruna içiyor, bu elmaları sizin uğrunuza yiyoruz. Biz domuzlar görevimizi yeterince yerine getiremezsek ne olur biliyor musunuz? Jones geri gelir. Aranızda Jones’ın geri gelmesini isteyen tek bir hayvan yoktur sanırım.”

You may also like...

Bir Cevap Yazın