13 Eyl, 2014

Alternatif bir mekan: Hiçhane

hichane

Artık kapanmak için yalnızca bizim beklendiğimizi hissettiğimiz mekandan ayrılırken yanımdaki arkadaş şu sözleri söyledi: “Burası nasıl bir mekan, herkes birbirine ‘iyi akşamlar’ diyor. Hiç böyle bir şey görmedim.” Hah, işte orası Hiçhane! Hiçbir kafenin, çöpleri toplayan belediyenin temizlik işçilerine her akşam çay ikram ettiğini de görmemişsinizdir. İşte orası Hiçhane. Çayları tepsiye koyup ayaklarına kadar götüren de bir akademisyen. İnsanın söyleyebileceği ne söz kalıyor; hiç.

İçinde Türk edebiyatı, İslam tarihi, çeşitli roman ve şiir kitaplarından oluşan küçük bir kütüphane de barındıran, isteyenlerin kitap okuyabileceği ve isterse kiralayabileceği veya satın alabileceği, farklı ve rengarenk dekoruyla hemen dikkat çeken bir mekan Hiçhane. Buraya gelenlere müşteri demek bana garip kaçıyor, misafir sözcüğü daha yerinde sanki. Buraya gelen misafirler gayet sıcak, samimi bir ortamda çaylarını yudumlayabilir, hoş sohbetler yapabilir ve Emine Hanım’ın kendi yaptığı yiyeceklerden tadabilir. Önceden ev hanımı ama şimdinin başarılı bir işletmecisi Emine Hanım. Aslında işletmeci demek de pek yakışık almıyor. Çünkü gelenlerle kafeye gelen müşteri gibi değil; eve gelen misafirler gibi ilgileniliyor. Zaten bu yüzdendir ki, çayınız gelip şekeriniz gelmemiş olabilir veya yemeğiniz gelip ekmeğiniz unutulmuş olabilir. Ama hiç sorun değil, kendinizi herhangi yabancı bir yerde hissetmeyeceğinizden kalkıp ihtiyacınızı almak hiç zor gelmiyor. Yani bana öyle oldu en azından. Sizin başınıza gelirse küçük bir hatırlatmayla ihtiyacınız olan şey nezaketle masanıza gelir hemen.

Hiçhane’nin misafirleri asla tek seferlik olmuyor. Edindiğim izlenime göre bir defa gelen insanlar buranın müdavimi olmuş. Her gittiğinizde mutlaka daha önceden tanıdık simalarla karşılaşıyorsunuz ve hatta selamlaşmayla başlayan iletişimler koyu sohbetlere dönüşebiliyor. Selamlaştığınız, oturup konuştuğunuz insanların çoğunluğu kitap okuyan, sanatla ilgilenen, az çok genel kültüre sahip insanlar. Buraya üniversiteden öğretim üyesi de geliyor; edebiyat, güzel sanatlar gibi fakültelerin öğrencileri de geliyor. Zaten Emine Hanım’ın eşi İbrahim Hoca da üniversitede akademisyen. Hani yazımın başında bahsettiğim temizlik işçilerine çay götüren var ya, işte o. Akşamları gittiğinizde onu orada bulabilme ihtimaliniz çok yüksek.

Hiçhane’nin bu samimi ortamı yakalayabilmesi kesinlikle tesadüf değil. Tevazu sahibi ve sevilen ve bir hoca; güleryüzlü ve özellikle öğrencilere anne kıvamında bir işletmeci; kardeşiniz veya arkadaşınızmış gibi olan çocukları ve mekan çalışanları. Bunların yanında iletişime açık ve sohbeti seven bir misafir kitlesine sahip.

Kitap okumayı, sohbet etmeyi, farklı kişiler tanıyarak farklı görüş alışverişleri yapmayı seven biriyseniz muhakkak uğramanız gereken bir mekan; Hiçhane Sanat Kahvesi. Gitmişken Emine Hanım’ın kendi yaptığı mantı, gözleme ve kurabiyelerin tadına da bakabilirsiniz.

20140911_617404

You may also like...

1 Response

Bir Cevap Yazın