8 Nis, 2014

529 Kere İnsanlık Kaybı

misir-529-idam-karariMısır’da tam 529 insan için idam kararı verildi.

Düşünceleri yüzünden deyin, darbeye karşı çıktıkları için deyin, şiddeti teşvik ettikleri için deyin, ne derseniz deyin…

Bir şekilde durdurulması gereken, vicdanı olan herkesin karşı çıkması gereken bir hadise.

Özgürlükten, eşitlikten, adaletten, insan haklarından, demokrasiden dem vuran, hümanist, entel, aydın geçinen ve çoğunluğu sol cenaha mensup kimselerden ise ses çıkmıyor, herkes susuyor.

Neden?

Çünkü o 529 kişiyi kendilerinin istemediği kişiler savunuyor.

İnsanlık dışı bir durumun karşısında durmak için bile önce tarafına baktığımız bir dönemden geçiyoruz.

Peki nasıl bu hale geldik? Neden bu denli kutuplaştık, kutuplaştırıldık?

Görmezden gelmek imkansız ama iktidar ve iktidar savunucularının Mısır’da yaşananları iç politika malzemesi haline getirmesiyle toplumun Mısır algısı kendi iç siyasetimize göre şekillenmiş durumda.

Mısır, Suriye, Irak, Filistin, Yemen ve bunun gibi daha birçok ülkede hayatlarını kaybedenler insan değil mi? Birçok şey için gündem oluşturulurken buralar neden görmezden gelinir? Her lafı Gezi’ye getirenleri sevmiyorum ama cidden Gezi’deki o ruh, genç, cesur kitle nerede? Berkin için vicdan siyaseti yapan insanlarımız, 529 kişi göz göre göre ölüme giderken vicdanınıza ne oldu? Yaşanan haksızlıklara gösterilecek reaksiyonlar ayrıştırılırsa o kitle “3-5 ağaç için velvele yapan çapulcu” ithamını kendi kendilerine üstlenmiş olurlar. Sonuçta o idamına karar verilen insanlar da inandığı değerler için herkesin sahip olduğu protesto etme hakkını kullandılar.

Kimileri birtakım eleştirilerde bulunuyor. Yok şeriatçılarmış, yok onlar başa geçse daha beterini yaparlarmış. Düşünce özgürlüğünü bırakın, insanların nefes almasına bile izin vermezlermiş. Yok dünyanın başka köşesiymiş, sanki git cihat yap diyen var. Yok ölü sevicilermiş. Kastedilen ölümden sonraki ilk 6 saat içinde seks yapma hakkını tanıyan fetva olmalı. Elbette bunu hiçbirimiz onaylayacak değiliz. Mursi başa geçer geçmez sokaktaki kadınların kıyafetlerine karışanların türediğini, İhvan’a katılmayan Sünnilere zorbalıklar yapıldığını da biliyoruz. Orada emperyalist güçlerin oyununa gelen insanlar var. Kandırılmış insanlar var. Kaldı ki adil bir yargılama yapılıp yapılmadığını dahi bilmiyoruz. O 529 kişinin içinde bir tane bile masum insan olamaz mı? O bir masum can için bile olsa idama karşı olmak gerekmez mi?

Üzülmekten, acımaktan, merhametten bahsetmiyorum. Adil olmaktan bahsediyorum. İdama karşıysak, kim için, ne için olursa olsun karşı olmalıyız. Zulmü engelleyemiyor olabiliriz ama durduğumuz yerin belli olması gerekir. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Yarın sizin bulunduğunuz tarafta da aynı şey yaşanabilir, tıpkı daha önce yaşandığı gibi. Ve unutmayın, adalet herkes için lazımdır.

529 kişi için sesini yükselten medyaya, köşelerinde yazan yazarlara, STK’lar ve sosyal medya öncülerine ve de ne sosyoloji, ne din, ne de tarih bilgisi olmadan neye üzülüp, neye üzülmeyeceğini bile başkasından öğrenen insanlara da şunu sormak gerekir:

Şehit haberlerini görmezden gel, sesin çıkmasın. Dünyanın çeşitli yerlerindeki soydaşlarımızın karşı karşıya kaldığı baskı, zulüm ve asimilasyona sesini çıkarma. Doğu Türkistan’ı, Uygur Türklerini, Irak Türkmenlerini görme. Şeriatla yönetilen diğer ülkelerde verilen idam kararlarını görmezden gel. Terörist ÖSO’yu destekleyip Esad’ın ölmesi için dua et. İçeri atılan yüzlerce yazar, gazeteci, asker için kılını kıpırdatma. Tecavüzler, pedofili, nekrofili ruh hastaları, çocuk gelinler umurunda olmasın. Çünkü aile içi mesele, karışılmaz. Çöp konteynırından çıkan lgbt bireylerin cansız bedenine küfür et. Çünkü din bile yasak etmiş, lanetliler, ölsünler. Kayıp bir çocuk için “ailesi aleviymiş” yaftalaması yap. Gezi Parkı’nda protesto yapanlar öldürüldüğünde en ufak bir üzüntü duymayıp “iyi oldu” diyerek ölümü hak ettiklerini onaylayan zihniyete sahip ol. Ethem, Abdullah, Ali İsmail, Berkin, Ahmet, Mehmet, Medeni… Onlar da candı. Kaldı ki onlar da tıpkı sizin savunduğunuz Mısır’daki 529 kişi gibi protesto haklarını kullandılar. 14 yaşında bir çocuk yitip gittiğinde üzülmek bir yana dursun, yuhalamaktan geri kalma. Sonra dön de ki: neden sesinizi çıkarmıyorsunuz? Sahtekarsınız, iki yüzlüsünüz.

Demek ki fikirlerine bağlı olarak bazı insanlar öldürülebilir diye düşünüyorsunuz. Kendi gibi olanı herkes sever, önemli olan öteki diye gördüğünüze de saygı duyabilmektir. Çünkü sen de onun ötekisisin. Düşüncelerine saygı istiyorsan, sen de onun düşüncelerine saygı göstereceksin, bu kadar basit.

Zamanında Mısır’ı, Rabia’yı dilinden düşürmeyip, şimdi esamesini bile okumayan liderler nerede?

Kusura bakılmasın ama Mısır’da halkın birbirine düşürülmesinde, insanların birbirini (sizin deyiminizle müslümanın müslümanı) katletmesinde sizlerin de payı var. Ülkenin nereye gittiği kahvedeki adamın nazarında bile belliyken işlerin bu hale gelmesine sizler de çanak tuttunuz.

Her iki taraf için de söylüyorum; ne zaman birileri öldü veya ölecek diye sevinecek kadar insanlıktan çıktık?

İnsan haklarından, adaletten, eşitlikten, özgürlükten, demokrasiden söz ediyoruz ama hiçbirimizin umurunda olan bunlar değil aslında. Varsa yoksa bizden mi, ötekilerden mi? Kalemler buna göre hareket ediyor, sesler buna göre yükseliyor.

Hem protestolar sırasında alanlarda hayatını kaybedenler için, hem de idamına karar verilen kişiler için bütün bu olup bitenler insan hakları ihlalidir ve kabul edilemez.

Yanlışa yanlış demek bu kadar zor olmamalı. Şu veya bu şekilde başka acılarla kıyas yapmak doğru değil. Politik meselelerden, bizi istemediğimiz bir yerlere sürüklemeye çalışan zihniyetlerden arının, yalnızca vicdanınızın sesini dinleyin.

Cinayetin tarafı olmaz. Katilin de savunulması söz konusu olmaz. İnsanların haklarına tecavüzün her çeşidi zulümden sayılır. Zulüm kim tarafından, ne amaçla yapılırsa yapılsın her çeşidi haram kılınmıştır. Ne insan haklarına, ne adalete, ne demokrasiye ne de etik değerlerin hiçbirine sığmaz, hiçbirinde yeri yoktur.

Eğer gerçekten ötekileştirmeden, ayrıştırmadan, taraf tutmadan haksıza haksız demeyeceksek belki kazananlar olacak, kimi devletler, kimi çıkar grupları, kimi otoriteler, kimi para babaları kazanacak ama insanlık kaybedecek.

Bu yazıyı da kimse beğenmeyecek, kimse kimseye okutmayacak. Neden? Çünkü tarafı yok. Tarafı yoksa da kimsenin işine gelmeyecek. Geldiğimiz durum bu.

Dipnot: Kararla ilgili son hüküm 28 Nisan’da okunacak. Dilerim idam kararı kesinleşmez.

You may also like...

1 Response

  1. Mayıs 30, 2014

    […] hepsine karşıyım. Bu konu hakkında düşüncelerimi merak edenler daha önce yazdığım “529 Kere İnsanlık Kaybı” başlıklı yazımı okuyabilirler. Sadece hizmet ettiği güçlerin işaret ettiklerini […]

Bir Cevap Yazın